17 Haziran 2007
         

39 Yılda Hazırlanan, Türkçe'nin En Kapsamlı Sözlüğü Ötüken Türkçe Sözlük

04 Haziran 2007

Günlük hayatta kullandığımız kelimelerden Eski Türkçe'ye kadar Türk diline ait 246.000 sözcük içeren Ötüken Türkçe Sözlük Mayıs ayından itibaren satışa sunuluyor. Sözcük sayısıyla olduğu kadar içerisinde yer alan Osmanlıca Dizin'le de Türkiye'de bir ilk olan ve 39 yıllık çalışmayla hazırlanan Ötüken Türkçe Sözlük, 5 ciltten ve 5.744 sayfadan oluşuyor.

Ötüken Türkçe Sözlük, emekli öğretmen ve araştırmacı yazar Yaşar Çağbayır tarafından, Türkiye ve dünyada Türk dili üzerine yazılmış "Atabetü'l-Hakayık"tan çağdaş edebmetinlere kadar yaklaşık 1700 eserin incelenmesiyle hazırlandı. Ötüken Neşriyat A. tarafından basımı gerçekleştirilen sözlüğün, Türkçe'yi doğru ve etkin kullanmak isteyen ve metin çalışmaları yapan herkes için kaynak eser niteliğinde olduğu belirtiliyor.

Göktürk, Eski Uygur, Hakaniye, Oğuz, Eski Anadolu, Osmanlı, Çağdaş Türkiye Türkçesi ile Anadolu, Rumeli, Kıbrıs, Kerkük Ağızları'nın yanı sıra sözlükte 235 sayfadan oluşan Osmanlıca Dizin de yer alıyor. Osmanlıca alfabeye göre hazırlanan Dizin sayesinde Ötüken Türkçe Sözlük'ün içerisinde bulunan Osmanlı imlasıyla yazılı yaklaşık 55 bin kelimenin farklı okunuş ve anlamlarına kolayca ulaşılabiliyor. Sözlük kullanıcılarının bilgiye daha kolay ve çabuk ulaşabileceği şekilde hazırlanan Ötüken Türkçe Sözlük'te; sözcüklerin doğru okunabilmesi için gerekli işaretlemelerle, sözcüğün hangi kaynaktan alındığını belirten parantez içi açıklamalar da yer alıyor.

Öğrencilik ve öğretmenlik hayatında Türk diliyle ilgili kapsamlı bir kaynağın yokluğu nedeniyle sıkıntılar yaşadığını belirten yazar Yaşar Çağbayır, Ötüken Türkçe Sözlük'ü yeni nesillerin aynı sıkıntıyı çekmemesi için hazırladığını açıkladı.

Yazar Yaşar Çağbayır
3 Mayıs 1945 yılında Denizli- Serinhisar İlçesi'nin Kocapınar köyünde doğdu. 1968 yılında Bursa Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nü birincilikle bitirdi. Aynı yıl Konya-Ereğli'nin Halkpınar İlçesi'nde öğretmenlik mesleğine başladı. Bu dönemde karşılaştığı ve anlamını bilmediği Türkçe sözcükleri fişleme yöntemiyle biriktirerek başladığı Ötüken Türkçe Sözlük'ü, 3 Mayıs 2006'da bitirdi. Halen Aydın'ın Söke İlçesi'nde yaşayan yazar, Yeni Söke Gazetesi ile Beşparmak, Sarızeybek, Çağrı, Türk Dili dergilerinde yazıyor. Çağbayır, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Eserleri
Büyük Türkçe Sözlük, Yaşar ÇAĞBAYIR (D. Mehmet Doğan, Rekin Ertem, Doc. Dr. Tuncer Gülensoy ile birlikte) Ankara, Birlik Yayınları, 4. bas. Ekim 1986
İlk, Orta, Lise, Meslek Liseleri ve Çıraklık Eğitim Merkezleri İçin Türkçe, Edebiyat ve Türk Dili Öğretimi Kılavuzu, İzmir, İstiklâl Matbaası, 1988
Türk'ün Bayrak Mücadelesi Açısından İstiklâl Marşı'nın Tahlili, İzmir, İstiklâl Matbaası,1989
Söke, İzmir, Ayma (Tariş Matbacılık), 1989
İstiklâl Marşı'nın Tahlili, Ankara, Türkiye Diyanet Vakfı, 1998; 2. bas. 2000; 3. bas. 2005, 4. bs. 2006.
MillMücadele'de Mehmet Âkif, MillŞair Mehmet Âkif Ersoy: Ölümünün Ellinci Yılında, Aydın MillEğitim (Gençlik ve Spor) Müdürlüğü, 1986 (İzmir- 1987), s. 29 - 34
Kutadgu Bilig, Ankara, Türkiye Diyanet Vakfı, Ekim 2001, (2. baskı) Mart 2002 (3. Baskı) Nisan 2003, (4. baskı) Kasım 2004, Ekim 2005 (5. bs.)

İletişim: Aslı Üstündağ, ATP Stratejik İletişim, 0212 212 62 06, asliu@atp.com.tr

Ötüken Türkçe Sözlüğün Hikayesi
1968 Güz Döneminde Bursa Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü bitirdikten sonra Ankara'da çektiğim kur'a ile Konya-Ereğli-Halkapınar Bucağı (şimdi ilçe) Ortaokuluna atandım. Ancak henüz okul binası olmadığı gibi eğitim yapılacak yer bile yoktu. İlkokulun (şimdiki Arif Arık lisesinin binası) alt katında iki sınıfı düzenleyerek okulun açılmasını sağladık. Yine benim gibi stajyer bir fen bilgisi öğretmeni ile birlikte. Ama okulun yazışma işlerini ben yürütüyordum. Daktilo yazmasını bildiğim için bu tür işler bana düşmüştü. Okulun hani şimdilerde "bir müdür bir mühür" deyimi vardır ya bizim ne mührümüz ne de müdürümüz vardı.

Zamanın Ereğli Kaymakamı Sabahattin Çakmakoğlu, size güveniyorum, dedi. Yanlış yapsanız bile sizden kim soracak diye bizi gönderdi okula. Öyle ki biz eğitim yönetimi dersleri görmediğimiz için mevzuatı bilmiyoruz. İlçeye gelip Lise dengi okulların memurlarına soruyoruz, onlara işlemleri yaptırıyoruz, örnekler alıyoruz ve böylece okul işlerini yürütmeye çalışıyoruz. İşlerin kırtasiye kısmı bana düşüyor. Biz böyle devam ederken bir gün, Bakanlıktan bir yazı geldi. Üst yazıda "ekteki belgenin mümzi ve temhir kılınarak iadesi" belirtiliyordu. Ortaokula tayin oldum diye ben sadece Türkçe-Dilbilgisi derslerinde ihtiyaç duyacağım kadar kitap ve sözlük almıştım. Elimdeki mevcut sözlüğe baktım, bulamadım. Çevremde soracak kimse de yoktu. Çünkü bu alanda en tahsilli bendim.

Çaresiz, daktilonun başına geçtim: "Okulumuzda mümzi ve temhir bulunmamaktadır. Bilgilerinize arzederim." diye bir yazı yazıp. İmza için Kaymakama götürdüm. Kaymakam, imza için kalemi çekti, okudu, durakladı. Gülmeye başladı. Gülmesi uzun sürdü. Ben "Kaymakam Bey daha gülecekseniz, ben şehri bir dolaşıp geleyim." dedim. Babacan tavrıyla, "Deli çocuk, alttaki listeyi imzalayıp mühürlememişsin" dedi. Senden onu imzalayıp mühürlemeni istiyorlar dedi. Ve ben "mümzi"nin imzalama, "temhir"in mühürleme anlamına geldiğini o an anladım. Yine yukarıda bahsettiğim gibi liselerdeki memurlara bir şeyi sorduğumda "Hoca daha dün söyledik ya" deyip beni utandırıyorlardı.

Bütün bu mahcubiyetlerden kurtulmak için bir fihrist tutarak bürokrasiye ait kelimeleri bu fihriste yazmaya başladım. Tabi, "mümzi ve temhir" bu fihristin ilk kaydı yapılan kelimelerindendi. Daha sonra "tahakkuk, verile, tahakkuk amiri, verile üstü, ita amiri vb." bir sürü ifadeler yer aldı o fihristte. Daha sonra iş yerel kelimelere geldi. Bir gün Ereğli'den Halkapınar'a döneceğim. Minibüsün başına gittim, bir amca bir çuvalı minibüsün bagajına koymaya çalışıyor, fakat kaldıramıyor. Kendisine yardım etmek istedim ve çuvalın ağzından bir elimle diğer elimle de alt köşesinden tuttum, "Amca sen de öteki biceğinden tut." dedim. Adam kaldırmak üzere olduğumuz çuvalı pat diye bırakıverdi. Başladı gülmeye. Meğerse bizim çuvalın köşesi için kullandığımız "bicek" kelimesinin benzeri "bicik" onlarda "meme" demekmiş.

İşte bunları not ede ede, orada birkaç fihrist doldurdum. Daha sonra Denizli Ticaret Lisesine tayinim çıktı. Orada çalışmalar edebiyat tarihine, özellikle İslamlık Öncesi döneme kaydı. Ardından Söke Ortaokuluna atandım. Burada daha rahat çalışma ortamı buldum. Asıl sözcük toplama çalışmalarım bu sıralarda oldu. Artık fihrist tutmaktan vazgeçtim, zarf büyüklüğünde kestirdiğim üçüncü hamur kâğıtlara not almaya başladım. Hatta kelimelerin içinde geçtikleri cümle örnekleri de vardı. 1993 yılında kiradan kurtulup kendi evime, bir traktör römorku dolusu fiş ve iki römork dolusu kitapla taşındım. Bu fişleri ayakkabı kutuları içine kütüphanelerdeki fiş usulüne göre sıralamıştım. Gerekli olduğunda bulup derslerimde yararlanıyordum.

Bu sıralarda benim sözlük hazırlama gibi bir niyetim yoktu. Bir pul veya para koleksiyoncusunun mantığıyla kelime topluyordum. Öğretmenliğim bittikten yani emekli olduktan sonra bu fişleri bir araştırma kurumuna veya üniversiteye vermeyi düşünmüştüm. Ancak bodrumlarda filan dolaştığından nemlenmiş, kâğıtlar kötü kokmaya başlamıştı. Kurutmaya kalkıştığımda üzerindeki mürekkeplerin uçtuğunu gördüm ve kurutmaktan vazgeçtim. Derken bilgisayarla tanıştım, elektronik daktilo kullanmıştım. Bilgisayarla yazı yazmaya alışmam zor olmadı. Bunun üzerine, bu fişleri bilgisayara aktarmaya başladım. Hiçbir sistem gütmeden hızlıca bu belgeleri bilgisayara aktardım. Hızlıca diyorum, kokusuna dayanamıyordum, bu iş dört yıldan fazla sürdü. Sadece fişleri aktardım. Ama sözlük, işi bambaşka bir şeymiş.

Ondan sonra diğer düzenlemelere girdim. Tam bitirdim dediğim zamanda yeni bir durum ortaya çıkıyordu: kelimelerin köken bilgisi, söylenişleri ve nihayet Osmanlıca yazımları. Bunların her biri zaman alıyordu, ve sayfalar arasında gezinmek çok zor oluyordu. Derken kaynak bilgilerini eklemek gerekti. Ha bu arada, ben sözlüğü yazmaya başladıktan sonra TDK iki defa yazım (imla) değişikliği yaptı. Mesela son yaptığı (^) işaretinin kaldırılması ile ilgili düzenleme tam üç ayımı aldı.

Neyse bu sözlük bitti. Bence sözlüğün en büyük özelliği ve benim kendi kişisel görüşüm Türk dili en eski zamandan bugüne kadar bir bütündür. Bunu eski, Osmanlıca vb. gibi ayrımlara tabi tutmak doğru değildir. Bir kimse, Türk dili ile ne yazmışsa bu bizim dil hazinemiz içindedir. Hatta kendisinden başka hiçbir kimsenin kullanmadığı bir kelime bile olsa bu sözlükte yer almalıdır, çünkü onun yazdığını sonradan okuyan birisi anlayabilmek için o kelimeyi sözlükte bulabilsin.

Şimdi bu sözlük Türkçenin en büyük sözlüğü sayılıyor. Ama benim ulaşamadığım, karşılaşmadığım o kadar çok kelimemiz var ki, onları da bulup dahil edebilirsek bu sayı 246 bin değil belki 546 bin olur.

Yaşar Çağbayır

Diğer Kitap Haberleri
Hawking'den çocuklara bilim kurgu
Dublin Impac Ödülü Per Petterson'ın
Fotoğraf Dergiciliğinin iddialı ismi " f: "
Eğreti Burjuvalar
Perihan Mağden yine filmlik bir roman yazmış
Şşşşşşşşşşşşt! Çok gizli...
"Bir Benden Bir O'ndan"
'Erol Günaydın Kitabı' raflardaki yerini aldı
Grace Beyler'in kitabı Türkiye'de
Tam Macera Dergisi
1339 ya da Öyle Bir Yıl
Cumhuriyet Mitingleri Kitap Oldu
İnsanlar şunu bir okusa, çok sevecekler
Kominin gözü
Yazarlar kendi İstanbullarını anlatıyor
'Arıza kadın'ın iç dünyası
Yazarların İstanbul’u çıktı
Türkiye'de Görülmesi Gereken 101 Yer
Türkiye Keşif Rehberi
Yeni Baskılar
"Gölgenin Canı", Kitap Haline Getirildi
'Melodram her an hayatımızın içinde'
Mesnevi'nin 15 Dilde Tercümesi Yapıldı
Şüpheli Bir Ölüm - Esmahan Aykol
Nazlı Eray yeni romanında iyice uçmuş!
Şeytan kadını esir alırsa...
Yalın Şengil'den İki Sıcak Gün
Gezici kitapçı
Yolların kralları kitap oldu
Nobel ödüllü yazar kitaplarını imzaladı
Sinan Çetin'in felsefesine uyan ünlüler kitaba girdi!