18 Temmuz 2008
         

Düşmanını tanı

18 Haziran 2008

Kaan Arslanoğlu'nun son romanı Karşıdevrimciler, yazarın kahramanıyla ilişkisinin gerginliği ve kırılganlığıyla ilginçleşen bir siyasi gerilim.

"Önümdeki günlerin neler getireceği belirsiz. Bazen uygarlaşıp bizimkine benzeyen yüzüyle gülümsediğinde gönlümüzü çelebilen vahşi bir ülkeye adım atmak üzereyim." Karşıdevrimciler bu iki cümleyle açılıyor; bir uçaktayız, bir sivil toplum kuruluşunun temsilcisi olarak 'çeşitli temaslarda bulunmak üzere' Türkiye'ye gelen Erwin Atkins, kahramanımız. Atkins'le ilgili olarak, henüz ismini öğrenmeden önce fark ettiğimiz ilk özellik, kendisinin tam bir İngiliz gibi düşündüğü. Yalnızca düşünceleri değil, düşüncelerinin yapısı ve bu düşüncelerle kurulmuş romanın kendisi de, bir İngilizce metnin Türkçeye çevrilmiş hali gibi. Bu özelliğiyle Orhan Pamuk'a yöneltilen eleştirileri akla getiriyor, ama bir farkla. Her romancı, hikâyesindeki kahramana az ya da çok mesafeyle yaklaşır; yazar ve karakter hiçbir zaman tam olarak üst üste binemez, çünkü birinin anlatması, diğerinin de anlatılması işin doğasında vardır. Anlatıcı karakterin kendisi olduğu durumlarda da yazar yine farklı bir yerdedir; anlatıcıyı da o yaratmıştır. Bu çerçeveden baktığımızda kimi zaman sinir bozucu, kimi zaman mantıklı, çoğunlukla da eziklikleri ve zayıflıklarını bize en çıplak halinde ifşa eden Atkins'le yazar Kaan Arslanoğlu arasındaki mesafe, kitaba gücünü veya güçsüzlüğünü katacak şey olmalı. Olaylar gelişirken kısa sürede anlıyoruz ki Edwin Atkins aslında sonradan edinilmiş bir isim, bir maske: Tıpkı bir roman kahramanı gibi, bir Türk kendini yeniden yaratmış. Ama bunu başarıyla yapamadığını, foyasının meydana çıktığını, Türkiye'de güya demokrasi, insan hakları gibi sorunlara çözüm önerileri getirirmiş gibi dururken aslında kendi geçmişinden kaçtığını, bunun da ortaya çıktığını görüyoruz. Okur olarak kritik bir noktadayız: Her biri çok tanıdık gelen ve 'anahtar roman' tabir edilen kitaplardaki gibi her karakterin gerçek bir insanı anlattığı bir romanda, karakterinin yalan olduğu anlaşılan bir anlatıcıdan kendi hikâyesini dinliyoruz. Arslanoğlu hikâyesini Atkins'in bilincinin içinde anlatıyor, ama karşılaştığı tiplerin iç sesleri de bu anlatımı bölerek bize sunuluyor. Kimse gerçekte göründüğü gibi değilmiş; demokrasi ve insan haklarını savunmak gibi saygın bir görevi yerine getirirmiş gibi yapanlar aslında içten içe zavallı, ezik tiplermiş... Kitap bir noktada bunu bize göstermeye çalışıyormuş, asıl projesi buymuş gibi duruyor; iyi bir romanda olmaması gereken, kaba bir yaklaşım bu. Ancak olay örgüsü çetrefilleştikçe Arslanoğlu'nun belli bir siyasi grubun psikolojisiyle alay etmek dışında bir şey yaptığına da tanık oluyoruz. İstemeden, ama muhtemelen isteyerek, onları anlamak. Atkins'in örgütlerine ihanet ettiğini düşünen devrimciler onu ortadan kaldırmaya çalışırken kahramanın telaşı ve korkusuyla biz de İstanbul'da çaresizce geziniyoruz. Arslanoğlu, nihayetinde bir 'karşıdevrimci' olan kahramanını çok fazla anlamak istemiyor, ama istemese de anlıyor; onu anladıkça eleştirdiği siyasetin psikolojisi belirginleşiyor ve politik düşmanlar şeytanlıktan çıkıyor. Soğukkanlı bir biçimde yazılmış, ilginç bir kitap karşımızdaki. Sessizce, fazla gürültü yapmadan son buluyor. Bu görkem eksikliği, kitabın başarısı kadar başarısızlığı da... Mutlaka okuyun.

Diğer Kitap Haberleri
'Futbolistas': Futbol ve Latin Amerika
Nedenselliğin kültürel tarihi
Kapak sanatı, kendine ait odalar
Test: Futbol ve edebiyat
Asmalımescit, House Cafe
Babaya isyan etmekle başlar her şey
Yaz, çocuk kitaplarıyla daha da güzel geçer!
Amerikalıların orta doğulu yazar ilgisi
Kurşuni bakışların altında
Kaos GL'de Ten ve Tutku
Prangaları bile eriten acılara direniş dizeleri
İhanetin kalpteki soğuk nefesi
Sürüye ait olmanın dayanılmaz hafifliği
Ciddiyet, tutarlılık, yaratıcılık
Kitap kapakları
Şişman Sindirella
Limuzinin karanlık camlarının ardında
James Joyce'un sonsuz günü: Bloomsday
Zadie Smith'in yazarlık 10 sırrı
Kitabımın kahramanının adı... Josef Stalin
Notting Hill'deki o büyüleyici kitapçı
Cinsellik erkeklerin ortak savaş alanı
Gerçekler acıtır
Dostluk'un Kitabı
En Kapsamlı Dama Kitabı
"Model Entelektüel" Türkiye'de gündemde
'Kötü filmlerin edebi faydaları!
Dikkat: Semenderlerin istilası başlıyor!
Feyyaz Kayacan’ın tek romanı Çocuktaki Bahçe
Yeraltından bir roman: Keş
Yaşama dair bir kitap
'Engellere Rağmen' ödül aldı
Limon ile Zeytin define avında
Yağmurdan Önce
Şiir Gözlü Çocuk
2010'un hafızasını sorgulayıcı iki kitap
Eski Sokak
Ayaan Hirsi Ali'den "Kafir"
99 Sayfada Boşanmış Ailelerde Çocuk
Üvercinka 50. Yılında…
Entelektüeller ve Eylem
Karanlıkta Kaybolanlar
Ben Bu Filmde Kadri Karahan’ı Oynuyorum
Büyük Yapıt
Teftişten Teftişe Anadolu
"Toplu Şiirler. " (1976-2005)
"Parola Zehir"
Yaz sıcağında Bella'nın Ölümü
Fantezi Edebiyatının Son Noktasındaki İfritler
Sitt Marie-Rose
Bir kısa film çek, Potemkin gibi olsun
Cyril Mango’nun Gözünden Bizans
Bu yaz en çok yapmak istediğimiz şey
Çağdaş bir engizisyon masalı
Ian McEwan'ın SIRRI NE?
Hiç sevinmeyin, çünkü Büyük Birader ölmedi
Edebiyat dünyamıza Kritik bir haber
Sen Türkiye'nin kim olduğunu biliyor musun ey okuyucum?
Demir Ökçe 100 yaşında
Bir okuyucu klasik kitap okursa...
Sanat kitaplarında yılın en iyileri
Bu Yaz Seni Okuyacağım
Ve Son Olarak Fantastik Meraklılarına...
Yepyeni Yayınevlerini Tanımak İsteyenlere...
Bedenin insanlıkla ÜÇ CİLTLİK İMTİHANI
Bu yazı yazarların evinde geçirin
Yüzyılın düşünürü 100 YAŞINDA
Erkek gölgesinde hayatlar
'Dindar bir aileden geliyorum'
'Yaşayan Edebiyat Anıtı The British Library'ye girdik'
Londra Edebiyat Festivali'nde bu sene yıldızlar geçidi yaşanıyor
Amy Winehouse Cambridge'e sızdı!
Benim adım Faulks, SEBASTIAN FAULKS...
Kitap dünyasını değiştiren 10 BÜYÜK OLAY
Şairin hayatı şiirine dahildir