18 Temmuz 2008
         

İlişkili haberler
Kitaptaki kadınlar

Erkek gölgesinde hayatlar

18 Haziran 2008

Kendi yaratıcılıklarını aşık oldukları erkeklerin daha kolay ve rahat üretebilmeleri için terk eden kadınlar bir kitapta toplandı, adlarına Gölgenin Kadınları dendi. Çoğu pişman değildi ama zamanı geri alabilme şansları olsaydı, birçoğu başka bir yoldan yürümek isterdi.

Bir kitap 13 yıl sonra yeniden yayınlandı. Berat Günçıkan'ın Gölgenin Kadınları kitabından bahsediyoruz. Neden mi? Varlık nedeni hala kendisini muhafaza ettiği için. Bu neden ise erkeklerin belki de yüzyıllardır kendilerinin yazıp kendilerinin inandığı bir masal, "Kadının gücü fedakârlığıdır," masalı. Kitabın amacı, kadınlığın genel sızısını örneklerle dillendirmek, kadınlara kendi var oluşlarını gerçekleştirememenin yarasını kapatacak bir aşkın, tutkunun henüz yaşanmadığını anlatabilmek. Kitapta anlatılan kadınlar, hayatlarının bir döneminde ışık saçan kadınlarken, gölgeye çekilmişler. Günçıkan bu durumu şu nefis saptamayla anlatıyor: "Üreten, dönemini sorgulayan, hayatı anlamaya çalışan kadın için gölgede kalmak, iç üşümesinden öte bir şey. Üstelik, gölgesinde kalınan bir erkekse, bu erkek de 'ünlü'yse, artık bir ruh acısından söz edilebilir." Gölgenin Kadınları'nın yazarı, gazeteci Berat Günçıkan'la kitabının yıllar sonra yapılan yeni baskısı ve kadınlık halleri üzerine sohbet ettik. -

Gölgenin Kadınları neden yıllar sonra yeniden basıldı?
- Pek de kısa sayılmayacak aradan, yani 13 yıldan sonra aynı kitabın, üstelik eklemeler yapılmadan basılması elbette dikkat çekici... Ancak bu süre zarfında, Türkiye'de olumlu, olumsuz birçok gelişme yaşanmasına rağmen, gündelik hayatta kadınların durum ve koşullarının pek değişmediğini, pek yol alamadıklarını düşünüyorum. Dahası toplum muhafazakârlaştıkça kadınların evlere, evliliklere hızlı bir dönüş yaşadıklarını gözlemledim. Oysa ev ve evlilik kadınlar için gerçek bir tuzak, hele de kendilerini var etmek gibi bir derdi olan kadınlar için... -

Kadınların gölgede kalmalarını neye bağlıyorsunuz?
- Kadınlar 'tercih' diye düşünseler, erkekler de neredeyse ağız birliği içinde "Gerçek yetenekleri olsaydı, üretirler ve parlarlardı," deseler de, gölgede kalmak, toplumun, kültürün ve sistemin kadınlara biçtiği bir durum. Kadınlara giydirilen bütün roller, annelik, ev kadınlığı, vefa, şefkat, hatta aşk kapalı alanlarda, yani hane içlerinde oynanabilir ancak. Bu rolün dışına çıkmak toplumsal yargı bir yana kadınlara pek kolay aşılamayacak bir suçluluk ve eksiklik duygusu yüklüyor. Bu da kadınları eve itiyor. Sistem de kadınların kendilerini gerçekleştirebilecekleri, yani güneşe çıkabilecekleri bir yapı sunmuyor, ne eğitimde, ne sosyal güvenlikte, ne çalışma koşullarında ve haklarında kadının önünü açıcı, sahici politikalar üretiliyor. Aksine yarım yamalak politikalardan bile vazgeçildiğinde önce kadınlara verilen haklar budanıyor. -

Sizi en çok hangi kadının öyküsü etkiledi?
- Kadınlar arasında bir ayrım yapmam zor. Keşke deseler de demeseler de başka bir hayat mümkünken yaşadıklarından yakınmama çabaları etkileyiciydi. Saynur İyison'un balkonda duran tuvalleri, Şayeste Ayanoğlu'nun tiyatro özlemini elinde kepçeyle mutfakta dindirme hevesi, Selçuk Baran'ın "Aşk evlilikte kullanılmaz" bilgisi, Magdi Rufer ile Nilüfer Saygun'un piyanodan, Meral Çelen'in daktilodan vazgeçişleri, daha düne kadar kadın yazarlar arasında Suat Derviş'in adının bile geçmemesi... Hepsi etkileyiciydi.

- Görüştüğünüz, söyleştiğiniz kadınlar bu özveriyi nasıl açıkladılar?
- Çok sevmekle, aşkla... Hemen hepsinin açıklaması buydu. Kimisi sonuna kadar bu aşkı taşımış, kimisi başka kadınlar nedeniyle terk edilmiş, kimisi aşkı sekteye uğrar diye çocuk doğurmamıştı, ama hiçbiri kendilerini gölgeye iten aşklarından pişman değildi. Sanırım en etkileyici olan da buydu, yaşadıkları aşk kadınları mağrur kılıyordu ve Selçuk Baran ile Meral Çelen dışında, aşkın kadınlar için süslü bir tuzak olduğunu gören pek yoktu.

- Yaşamlarını bir yazgı olarak mı görüyorlardı?
- Kadınların hiç biri yazgıya kulak asacak kadınlar değildi. Öyle yaşanmıştı, o kadar... Açıkçası duygularının çok da derinlerine inmedim, indiğim yerlerde de mahremiyetlerine olan saygım nedeniyle geri çekildim.

- Pişmanlık duyan var mıydı? Keşke yapmasaydım diyen...
- Vardır elbette, ama bu cümleyi kurmak da pişman mısınız, diye sormak da çok zor. Ama erkekleri olmasaydı ve toplum hayatın tümünü erkek alanı görmeseydi, eminim başka türlü bir hayat kurarlardı.

- Kadınların yaşamlarını adadıkları erkekler hakkında ne söylemek istersiniz?
- Hepsi bencildi. Bunun nedenini sanatçılıkla açıklamak benim için yetersiz, kendilerine sunulacak "üretim hizmeti"nden sonuna kadar yararlanabilmek için birlikte oldukları kadınların yeteneklerini öldürdüler. Bugün de bu cinayeti işleyen erkekler var, hem de neredeyse kitlesel olarak... Bu durum feminist hareketle birlikte "zorunlu eğitim" sonucu değişmiş gibi görünüyor, ama bu sadece bir görüntü... Erkekler eşitlik fikrinden, daha doğrusu kadınla eşitlik fikrinden korkuyorlar...

- Neden özellikle sanatçı kadınların öykülerini bir araya getirmeyi tercih ettiniz?
- Çünkü onlar kendini var edebilmek, yaratmak için ilk zorlu yolu aşmış, tercihini yapmış, eğitimini almış ve düş kurmaya başlamışlardı... Gölgenin onları daha fazla üşüttüğünü düşünerek onlarla konuştum...

Diğer Kitap Haberleri
'Futbolistas': Futbol ve Latin Amerika
Nedenselliğin kültürel tarihi
Kapak sanatı, kendine ait odalar
Test: Futbol ve edebiyat
Asmalımescit, House Cafe
Babaya isyan etmekle başlar her şey
Yaz, çocuk kitaplarıyla daha da güzel geçer!
Amerikalıların orta doğulu yazar ilgisi
Kurşuni bakışların altında
Kaos GL'de Ten ve Tutku
Prangaları bile eriten acılara direniş dizeleri
İhanetin kalpteki soğuk nefesi
Sürüye ait olmanın dayanılmaz hafifliği
Ciddiyet, tutarlılık, yaratıcılık
Kitap kapakları
Şişman Sindirella
Limuzinin karanlık camlarının ardında
James Joyce'un sonsuz günü: Bloomsday
Zadie Smith'in yazarlık 10 sırrı
Kitabımın kahramanının adı... Josef Stalin
Notting Hill'deki o büyüleyici kitapçı
Cinsellik erkeklerin ortak savaş alanı
Gerçekler acıtır
Dostluk'un Kitabı
En Kapsamlı Dama Kitabı
"Model Entelektüel" Türkiye'de gündemde
'Kötü filmlerin edebi faydaları!
Dikkat: Semenderlerin istilası başlıyor!
Feyyaz Kayacan’ın tek romanı Çocuktaki Bahçe
Yeraltından bir roman: Keş
Yaşama dair bir kitap
'Engellere Rağmen' ödül aldı
Limon ile Zeytin define avında
Yağmurdan Önce
Şiir Gözlü Çocuk
2010'un hafızasını sorgulayıcı iki kitap
Eski Sokak
Ayaan Hirsi Ali'den "Kafir"
99 Sayfada Boşanmış Ailelerde Çocuk
Üvercinka 50. Yılında…
Entelektüeller ve Eylem
Karanlıkta Kaybolanlar
Ben Bu Filmde Kadri Karahan’ı Oynuyorum
Büyük Yapıt
Teftişten Teftişe Anadolu
"Toplu Şiirler. " (1976-2005)
"Parola Zehir"
Yaz sıcağında Bella'nın Ölümü
Fantezi Edebiyatının Son Noktasındaki İfritler
Sitt Marie-Rose
Bir kısa film çek, Potemkin gibi olsun
Cyril Mango’nun Gözünden Bizans
Bu yaz en çok yapmak istediğimiz şey
Çağdaş bir engizisyon masalı
Ian McEwan'ın SIRRI NE?
Hiç sevinmeyin, çünkü Büyük Birader ölmedi
Edebiyat dünyamıza Kritik bir haber
Sen Türkiye'nin kim olduğunu biliyor musun ey okuyucum?
Demir Ökçe 100 yaşında
Bir okuyucu klasik kitap okursa...
Sanat kitaplarında yılın en iyileri
Bu Yaz Seni Okuyacağım
Ve Son Olarak Fantastik Meraklılarına...
Yepyeni Yayınevlerini Tanımak İsteyenlere...
Bedenin insanlıkla ÜÇ CİLTLİK İMTİHANI
Bu yazı yazarların evinde geçirin
Yüzyılın düşünürü 100 YAŞINDA
'Dindar bir aileden geliyorum'
Düşmanını tanı
'Yaşayan Edebiyat Anıtı The British Library'ye girdik'
Londra Edebiyat Festivali'nde bu sene yıldızlar geçidi yaşanıyor
Amy Winehouse Cambridge'e sızdı!
Benim adım Faulks, SEBASTIAN FAULKS...
Kitap dünyasını değiştiren 10 BÜYÜK OLAY
Şairin hayatı şiirine dahildir