18 Temmuz 2008
         

Zadie Smith'in yazarlık 10 sırrı

18 Temmuz 2008

İnci Gibi Dişler, İmza Toplayan Adam ve Güzelliğe Dair kitaplarıyla tanınan ünlü İngiliz yazar ZADIE SMITH yazarlık sırlarını anlattı. Columbia Üniversitesi yazarlık programına devam eden öğrencilerine geçtiğimiz Mart ayında Smith şu 10 tavsiyede bulundu....

1. İLK YİRMİ SAYFA
İki tip yazar vardır; makro planlar yapan yazar ve her şeyi mikro bazda halleden yazar. Makro plancı yazarı panosuna yapıştırdığı Post-it'lerden, sürekli satın aldığı Moleskine defterlerden tanırsınız. Notlar alır, ellerindeki malzemeyi düzenler, olay örgüsü üzerinde ince ayar çeker, bir yapı oluştururlar ve tüm bunları henüz ilk sayfayı yazmadan yaparlar. Kitaplarına ortadan başladıkları da olur bu tür yazarların. Bense işleri mikro bazda halleden bir yazarım. Kitaba ilk cümleden başlar, sonuna kadar sırayla giderim. İlk ayları şaşkınlık içerisinde geçiririm. Güzelliğe Dair'i yazarken kitaplarımın ilk sayfalarına gösterdiğim takıntılı dikkat aşırı bir hal almıştı: İlk yirmi sayfayı iki yıl boyunca yazıp durdum. Kitaplarımın ilk yirmi sayfası yürek çarpıntılarına sebep olu hepr.

2. BAŞKALARININ CÜMLELERİ
Bundan kısa bir süre önce bir akşam yemeğinde genç bir Portekizli romancının yanına oturdum ve ona ilk romanını okumaya niyetli olduğumu söyledim. Bir anda beni bileğimden yakaladı, hakiki bir sıkıntıyla bana dönüp şöyle dedi: "Aman, sakın! O günlerde Faulkner'dan başka yazar okumazdım. Espriden anlamazdım. Yarabbi, o günlerde ben amma da farklı bir insandım!" İşte böyle; yazarların hayatlarında başkalarının yazdıklarının çok önemli olduğu dönemler olur. Sonra, onların yazdıklarının yazdırdığı sizin kelimelerinizle birlikte onların yazdıkları da bütün önemini kaybeder.

3. DİYET YAPAR GİBİ OKUMAK
Bir süre boyunca yazarlık dersleri verdim. Orada bir kitap yazarken başkalarının kitaplarını okumanın sağlıksız olduğunu düşünen öğrencilerim vardı. Bir yazarın kendi sesinin başkalarını okuyarak yozlaştığını, dahası klasikleri okuyunca eski ustaların insanın üstüne üstüne geldiğini düşünüyorlardı. Benim çalışma masam ise açık romanlarla doludur. Belli bir duyarlılığa dalmak için bir kitabı alıp oradan birkaç satır okurum. Okumak dengeli bir diyet uygulamaya da benzer.

4. ROMANIN ORTASINDA
Romanın ortasındayken aniden içinde bulunduğunuz evin, ailenizin ve sevgilinizin ve çocuklarınız ve alışveriş ritüellerinin ve köpek besleme gereksiniminin ve mektuplara bakmak zorunda olmanın bir parçası olmaktan çıkarsınız. Romanın ortası dediğimiz şey bir ruh halidir daha çok. Bu anda garip şeyler yaşanır. Zaman ortadan kalkar. Ben sabah dokuzda yazmaya otururum, gözümü kırparım ve açtığımda bir bakarım ki, akşam haberleri başlamış, ben dört bin kelime yazmışım, geçen yıl üç ay boyunca yazdığımdan daha çok yani... Bir şeyler değişmiş belli ki. Sonra dışarı çıkarım, her şey, evet her şey bir şekilde yazdığım romanın içine akmaya başlamıştır.

5. YAPI İSKELESİNİ SÖK
Bir roman inşa ederken pek çok yapı iskelesi kullanacaksınız. Bunların bazıları kitabın çökmemesi için gereklidir, ama çoğu da lüzumsuzdur. Ben uzun bir kitap yazmaya ne zaman soyunsam bu iskelelere ihtiyaç duyarım. Bu da şöyledir: Mesela derim ki bu kitabı yazmak için mutlaka üç kısım ve her kısma da onar bölüm koymam gerek. Sonra kitap basıldığında ve orası burası kıvrılmış, ihtiyar bir mahluğa dönüştüğünde fark ederim ki tüm bunlara gerek yoktur aslında hiç. Hatta kitap bunlarsız daha bile iyi olabilirmiş diye düşünürüm. İşiniz bittiğinde bu yapı iskelelerini sökmeyi aman unutmayın.

6. İLK YİRMİ SAYFAYA GERİ DÖNÜN
Kitapta iyice ilerlemiş, artık yokuş aşağı sona doğru ilerlerken ilk yirmi sayfayı yeniden okumaya karar veririm. Ton balığı konservelerininkinden dahi daha sıkış tıkış bir araya getirilmiş manyakça bir haldedirler, görürüm. Aradan üç sene geçtikten ve orada kilitli hayatım sona erdikten sonra anlarım ki bir kitabın ilk yirmi sayfasında ilginç olan okuyucuya ne kadar da az güvendiğimdir. Her şeyi kaşıkla ağzına vermem lazımmış gibidir sanki. Bir karakter bir odanın içinde yol boyunca geçmişini anlatmadan yürüyemez.

7. SON GÜNE HAZIRLIK
Makro planlar yerine mikro bazda düzenlemeler yapmanın en büyük faydası şudur: Romanı yazdığınız son gün gerçekten de romanı yazdığınız son gün olacaktır. Yazdıkça kitabı düzenlediğim, taslaklar hazırlamadığım için, kitap bittiğinde hakikaten de bitmiş olur. En son seferinde iyisinden bir Sancerre açmış, elimde şişe, şarabı ayakta kafaya dikmiş, sonra evimin arka bahçesindeki çakıl taşlarının üzerine uzanmış, burada ağlayarak uzun süre kalmıştım. Güneşli bir gündü, sonbaharın son günlerinden biri, her tarafta elmalar vardı ve hepsi fazla olgunlaşmış ve tuhaf kokuluydu.

8. ARAÇTAN UZAKLAŞIN!
Şimdiye kadar anlattığım her şeye boş verebilirsiniz ama siz siz olun şu uyarıma aldırmazlık etmeyin. Romanınızı bitirdiğinizde, eğer kitaptan gelecek paraya çaresizce ihtiyaç duyuyor değilseniz, kitabınızı bir çekmeceye koyun. Mümkün olduğunca uzun bir süre boyunca da o çekmeceden epey uzakta durun. Bu işin ideali bir senedir. Ama üç ay dahi kafi olabilir. Araçtan uzaklaşın! Kitabınızı değerlendirirken en mühim şey ona yazar olarak değil, okur olarak bakmayı başarabilmenizdir.

9. GADDAR KOPYALAR
Okuma kopyaları gaddardır, aman dikkat! İçi düzeltmelerle kaplı kağıtlarla dolu bir zarfa insanın vermesi gereken doğal tepki "ben bari kitabımı geri alayım da en baştan yazarım!"dır. Ama kimse bunu söylemez çünkü o anda yorgunluktan ölüyordur yazar. Kitap umduğunuz gibi olmamıştır, ama belki hâlâ yapacak bir şey vardır, ancak sonra anlarsınız ki bu isteğinizin yerinde yeller esmektedir. Okuma kopyaları da bu yüzden gaddardır: Kopyanın varlığı artık işin işten geçtiğinin canlı bir kanıtıdır.

10. YILLAR SONRA
Basıldıktan sonra kitaplarımı okumak bana çok zor gelir. İnci Gibi Dişler'i basıldıktan sonra hiç okumadım. Beş yıl önce denemiştim, ama on cümle okudum okumadım, feci bir mide bulantısı beni esir aldı. Geçen sene ise bir havaalanında İmza Toplayan Adam'ı gördüm. Okuldan eski bir ahbabımı görmüş falan gibi oldum. Belki de kitabı okurum diye düşünüp aldım. Uçakta iki ufak şişe şarabı devirdikten sonra, midem kitabımı okumaya hazır hale geldi. Üçte ikisini okudum ve o kadar da fena bir duygu değildi. Birkaç defa güldüm, daha çok kahkahalar attım ve şarabın etkisi azaldığında da kitabı bıraktım. Ama ilk defa mide bulantısı değil de başka bir şey, bir şaşkınlık hissi içimde belirmişti. Kitabı tanıyamıyordum artık, hiç bilmediğim sayfalar gördüm, yazdığımı hatırlamadığım sayfalarda gezdi bakışım.

Diğer Kitap Haberleri
'Futbolistas': Futbol ve Latin Amerika
Nedenselliğin kültürel tarihi
Kapak sanatı, kendine ait odalar
Test: Futbol ve edebiyat
Asmalımescit, House Cafe
Babaya isyan etmekle başlar her şey
Yaz, çocuk kitaplarıyla daha da güzel geçer!
Amerikalıların orta doğulu yazar ilgisi
Kurşuni bakışların altında
Kaos GL'de Ten ve Tutku
Prangaları bile eriten acılara direniş dizeleri
İhanetin kalpteki soğuk nefesi
Sürüye ait olmanın dayanılmaz hafifliği
Ciddiyet, tutarlılık, yaratıcılık
Kitap kapakları
Şişman Sindirella
Limuzinin karanlık camlarının ardında
James Joyce'un sonsuz günü: Bloomsday
Kitabımın kahramanının adı... Josef Stalin
Notting Hill'deki o büyüleyici kitapçı
Cinsellik erkeklerin ortak savaş alanı
Gerçekler acıtır
Dostluk'un Kitabı
En Kapsamlı Dama Kitabı
"Model Entelektüel" Türkiye'de gündemde
'Kötü filmlerin edebi faydaları!
Dikkat: Semenderlerin istilası başlıyor!
Feyyaz Kayacan’ın tek romanı Çocuktaki Bahçe
Yeraltından bir roman: Keş
Yaşama dair bir kitap
'Engellere Rağmen' ödül aldı
Limon ile Zeytin define avında
Yağmurdan Önce
Şiir Gözlü Çocuk
2010'un hafızasını sorgulayıcı iki kitap
Eski Sokak
Ayaan Hirsi Ali'den "Kafir"
99 Sayfada Boşanmış Ailelerde Çocuk
Üvercinka 50. Yılında…
Entelektüeller ve Eylem
Karanlıkta Kaybolanlar
Ben Bu Filmde Kadri Karahan’ı Oynuyorum
Büyük Yapıt
Teftişten Teftişe Anadolu
"Toplu Şiirler. " (1976-2005)
"Parola Zehir"
Yaz sıcağında Bella'nın Ölümü
Fantezi Edebiyatının Son Noktasındaki İfritler
Sitt Marie-Rose
Bir kısa film çek, Potemkin gibi olsun
Cyril Mango’nun Gözünden Bizans
Bu yaz en çok yapmak istediğimiz şey
Çağdaş bir engizisyon masalı
Ian McEwan'ın SIRRI NE?
Hiç sevinmeyin, çünkü Büyük Birader ölmedi
Edebiyat dünyamıza Kritik bir haber
Sen Türkiye'nin kim olduğunu biliyor musun ey okuyucum?
Demir Ökçe 100 yaşında
Bir okuyucu klasik kitap okursa...
Sanat kitaplarında yılın en iyileri
Bu Yaz Seni Okuyacağım
Ve Son Olarak Fantastik Meraklılarına...
Yepyeni Yayınevlerini Tanımak İsteyenlere...
Bedenin insanlıkla ÜÇ CİLTLİK İMTİHANI
Bu yazı yazarların evinde geçirin
Yüzyılın düşünürü 100 YAŞINDA
Erkek gölgesinde hayatlar
'Dindar bir aileden geliyorum'
Düşmanını tanı
'Yaşayan Edebiyat Anıtı The British Library'ye girdik'
Londra Edebiyat Festivali'nde bu sene yıldızlar geçidi yaşanıyor
Amy Winehouse Cambridge'e sızdı!
Benim adım Faulks, SEBASTIAN FAULKS...
Kitap dünyasını değiştiren 10 BÜYÜK OLAY
Şairin hayatı şiirine dahildir