18 Temmuz 2008
         

Cinsellik erkeklerin ortak savaş alanı

18 Temmuz 2008

Son romanı Amida, Eğer Sana Gelemezsem'de Kürt sorununu, çocuk işçileri, başörtülü kadınları ve aşkı işleyen Özcan Karabulut, edebiyata bakışını, yarattığı ilginç karakterleri ve onların cinselliğe bakışını MÜJGÂN HALİS'e anlattı.

1980 sonrası edebiyat kuşağında özellikle yalnızlık ve yüzleşme temalı öykülerle tanıdığımız Özcan Karabulut, edebiyat eleştirmenlerine göre 1980 ile 2000 arası yaşananların tutanakçılarından biri. Yaşamsal tanıklıklara dayanan öykülerinden sonra Amida, Eğer Sana Gelemezsem romanında yine bu tanıklıklardan faydalanmış. Karabulut'la son romanı vesilesiyle bir edebiyat sohbeti yaptık.

- Öykücülükten sonra roman yazma fikrine nasıl ikna oldunuz?
- Bir 'öykü militanı' için roman yazmak, roman yazmaya soyunmak çok kolay bir şey değil. Hemen herkesin roman yazdığı bir dönemde hiç de kolay değildi, doğrusu. Amida, Eğer Sana Gelemezsem'i yazmamak için çok direndim aslında, ama başaramadım. Bir ya da birkaç öykü yazarak beni rahatsız eden temalardan kurtulabilseydim, roman yazmazdım. Diyarbakır ve kafamı meşgul eden temalar, beni roman yazmaya ikna etti, diyebilirim. Diyarbakır, Amida, insanın içine işleyen cümleler... Bütün bunlar birkaç öykü yazarak kurtulacağım şeyler değildi.

- Kitabınızdaki Arat ve Amida karakterleri ve sembolize ettikleri şeyler hakkında ne söyleyebilirsiniz?
- Yunus Peygamber Musul'dan Diyarbakır'a gelir. O yıllarda güzelliği dillere destan olan Amida adında bir kız Diyarbakır'a hükümdarlık etmektedir. Halk, kız hükümdarı çok sevmekte, çok saymaktadır. Yunus Peygamber Amida'yla konuşur, ona kendi dinini kabul ettirir, kenti düşmanlardan koruyacak kalkan biçimindeki kalenin planlarını çizerek Amida'ya verir. Kız, kara taşlarla kaleyi yaptırır. Kalenin tamamlandığını gören Yunus Peygamber, "Kal'anız mamur olsun, gönlünüz sürur olsun," der Amida'ya. O günden sonra kentin adı 'kız kenti' anlamında 'Diyar-ı Bikr' olur. Amida, Diyarbakır efsanelerinden, Evliya Çelebi'nin metinlerinden çıkıp gelen bir kadın karakter. Arat'a gelince... Arat, Arap kökenli bir roman karakteri. Arat ile Amida; bu toprakların, akraba kültürlerin insanları, bizden birileri.

- Uzun yıllardır unutulan, yok sayılan bir tema da kitabınızın önemli bir eksenini oluşturuyor: Çocuk işçiler.
- Çocuk işçiliğin tarihi sosyal politikanın tarihi kadar eski. Günümüzde çocuk işçilik ülkemizde ve dünyada farklı boyutlarıyla, farklı biçimleriyle can yakıcı bir sorun. Fuhuş yaptırılan çocuklar, kiralık olarak çalıştırılan çocuk işçiler, kölelik koşullarında çalıştırılan çocuklar nasıl bir dünyada yaşadığımızı gösteriyor bize. 1992'den bu yana çocuk işçiliğinin sona erdirilmesi için projeler geliştirip uygulayan, yazıp çizen, mücadele eden biri olarak, kafamı meşgul eden birçok temayı çocuk işçilerin trajik hayatları üzerinden anlatmayı denedim. Bir çocuk, bir erkek çocuk, amcaların pisliklerinden kurtulurum umuduyla üç pantolon giyiyorsa, herkesin uykusunun kaçması gerekir.

- Kitabınız her kesime sesleniyor ama bir yandan da kimseyi memnun etmeyecek bir yapıt olarak lanse ediliyor.
- Roman "Kadınlar senin için ölsün," diyen sendikacı Carmen'in, "Bu erkekler niye böyle? Kadınlardan her istediklerini elde etmeye hakları mı olduğunu sanıyorlar?" diye soran Serpil'in, başı kapalı Dilşa'yla adı değiştirilen Amida'nın, ölülerin, Cuma Anaları'nın, Cumartesi Anaları'nın, amcaların pislik yaptığı çocuk işçi Uğur'un, Diyarbakır 5 No'lu Askeri Cezaevi'nde ölüm oruçlarından sağ çıkan Rdağdaki Muhsin'in, Ermeni asıllı Simla'nın, insana birbirine karşıt duygular hissettiren Diyarbakır'ın romanı. Amida, Eğer Sana Gelemezsem, birçok çevrenin rahatsız olacağı bir roman. Herkesin memnun olacağı bir roman yazmak istemezdim. Beni rahatsız eden, tüylerimi diken diken eden temaların okuru da rahatsız etmesini isterim, doğrusu. Öteki'ni anlayabildiğimiz ölçüde birbirimize katlanabilir, bir arada yaşayabilir, birbirimizi anlayabiliriz. Arat'ın söylemeye çalıştığı şu: Özlenen bir gelecek varsa ve gelecekse eğer, öteki'ne katlanmakla, öteki'ni anlamakla mümkün. Pek çok şeyin yanında roman buna katkıda bulunursa, bir parça mutlu olurum.

- Diyarbakır'da yaşadınız mı?
- Yaşamadım, ama son on yılda çocuk işçiliği projeleri ve sanatsal-kültürel etkinlikler nedeniyle Diyarbakır'a sık sık gittim. Diyarbakır'ı yazmak için Diyarbakırlı olmak ya da uzun bir süre Diyarbakır'da yaşamak gerekmez. Diyarbakır üzerine çok şey okudum, Diyarbakır'ı farklı yanlarıyla hissettim. Arat'ın sözcükleriyle söyleyecek olursam: "Bir yanıyla, insanın içindeki edebiyatı, aşkı, çılgınlığı açığa çıkaran yaralı dişil bir kent; öteki yanıyla, insanın içindeki öfkeyi, deliliği, başkaldırıyı uyandıran, gururlu bir eril. Diyarbakır, uçlarda yaşayan insanlarıyla zıtlıklarını açığa vuran, dahası, her şeyin mümkün olabileceği bir kent. Burada her şey kutsal, hiçbir şey kutsal değil. Bir yüzüyle acımasız, bir yüzüyle sevecen, ama her iki yüzüyle de heyecan veren bir kent. Barındırdığı olağanüstü sürprizlerle insana başka kapılar açmaya, insanı şaşırtmaya hazır koskocaman bir dünya."

- Bir kadın olarak en çok merak ettiğim şeylerden biri, Amida'yı neden başörtülü bir kadın olarak kurguladığınız?
- Beni rahatsız eden temaları işleyebilmem için kapalı bir kadın karaktere ihtiyacım vardı. Öte yandan, 'kapalı kadınlar' (kapalı kadınlar diyorum, çünkü Arat böyle demeyi tercih ediyor) acılarıyla, aşklarıyla hem Diyarbakır'da hem de başka kentlerde hayatımızın içinde değiller mi? Amida, doğulu ve kapalı bir kadın. Yaşlı bir erkekle evlilik yapmış, bedenine, yaşadığı kente sığamıyor, isyan içinde. Amida, Arat'la konuştukça, seviştikçe, kendini özgür hissediyor. Kendini özgür hissettikçe değişiyor ve tam bir kadın olduğunu hissediyor. Arat, kapalı ya da açık, kadınlara güveniyor. Çünkü dünyayı kadınlar değiştirecek ona göre. Kapalı kadınların üniversiteye girmelerine karşı çıkmıyor, ama erkeklerin kadınlara verdikleri role itiraz ediyor ve kadınların da itiraz etmelerini istiyor. Romanda aşk, güçlü bir örgütlenme biçimi. Kapalı Amida'nın Arat'la yaşadığı aşk, aşk söz konusu olduğunda her şeyin mümkün olduğunu gösteriyor. Diyeceğim, efsanelerde, Evliya Çelebi'nin metinlerinde geçen Amida'yı, evli, çocuklu, kapalı bir kadın imgesiyle günümüzün Diyarbakır'ına taşıdım.

- Kitabınız aynı zamanda kadınlarına ölüm bulaştıran bir adamın öyküsü... Nasıl buluyorsunuz bu ülkenin kadınlarını, erkeklerini...
-İklimi, kültürü ne olursa olsun, dünyanın her tarafında kadın kadındır, erkek de erkek, bence. Kadın erkeğe göre pek çok şeyi daha derinden hisseder, daha derinden yaşar ve sancılı da olsa, daha hızlı değişir. Erkeğe gelince... Erkek çok düz bir şey. Üzerinde çok fazla konuşulmayacak kadar düz bir şey. Erkekte bir şey önemli. Bana öyle geliyor ki cinsellik, yediden yetmişe bütün erkeklerin ortak savaş alanı. Düzlükten, sıradanlıktan kurtulmak için bir erkeğin yapacağı tek şey, hemcinslerinin tersini yapmasıdır. .

Diğer Kitap Haberleri
'Futbolistas': Futbol ve Latin Amerika
Nedenselliğin kültürel tarihi
Kapak sanatı, kendine ait odalar
Test: Futbol ve edebiyat
Asmalımescit, House Cafe
Babaya isyan etmekle başlar her şey
Yaz, çocuk kitaplarıyla daha da güzel geçer!
Amerikalıların orta doğulu yazar ilgisi
Kurşuni bakışların altında
Kaos GL'de Ten ve Tutku
Prangaları bile eriten acılara direniş dizeleri
İhanetin kalpteki soğuk nefesi
Sürüye ait olmanın dayanılmaz hafifliği
Ciddiyet, tutarlılık, yaratıcılık
Kitap kapakları
Şişman Sindirella
Limuzinin karanlık camlarının ardında
James Joyce'un sonsuz günü: Bloomsday
Zadie Smith'in yazarlık 10 sırrı
Kitabımın kahramanının adı... Josef Stalin
Notting Hill'deki o büyüleyici kitapçı
Gerçekler acıtır
Dostluk'un Kitabı
En Kapsamlı Dama Kitabı
"Model Entelektüel" Türkiye'de gündemde
'Kötü filmlerin edebi faydaları!
Dikkat: Semenderlerin istilası başlıyor!
Feyyaz Kayacan’ın tek romanı Çocuktaki Bahçe
Yeraltından bir roman: Keş
Yaşama dair bir kitap
'Engellere Rağmen' ödül aldı
Limon ile Zeytin define avında
Yağmurdan Önce
Şiir Gözlü Çocuk
2010'un hafızasını sorgulayıcı iki kitap
Eski Sokak
Ayaan Hirsi Ali'den "Kafir"
99 Sayfada Boşanmış Ailelerde Çocuk
Üvercinka 50. Yılında…
Entelektüeller ve Eylem
Karanlıkta Kaybolanlar
Ben Bu Filmde Kadri Karahan’ı Oynuyorum
Büyük Yapıt
Teftişten Teftişe Anadolu
"Toplu Şiirler. " (1976-2005)
"Parola Zehir"
Yaz sıcağında Bella'nın Ölümü
Fantezi Edebiyatının Son Noktasındaki İfritler
Sitt Marie-Rose
Bir kısa film çek, Potemkin gibi olsun
Cyril Mango’nun Gözünden Bizans
Bu yaz en çok yapmak istediğimiz şey
Çağdaş bir engizisyon masalı
Ian McEwan'ın SIRRI NE?
Hiç sevinmeyin, çünkü Büyük Birader ölmedi
Edebiyat dünyamıza Kritik bir haber
Sen Türkiye'nin kim olduğunu biliyor musun ey okuyucum?
Demir Ökçe 100 yaşında
Bir okuyucu klasik kitap okursa...
Sanat kitaplarında yılın en iyileri
Bu Yaz Seni Okuyacağım
Ve Son Olarak Fantastik Meraklılarına...
Yepyeni Yayınevlerini Tanımak İsteyenlere...
Bedenin insanlıkla ÜÇ CİLTLİK İMTİHANI
Bu yazı yazarların evinde geçirin
Yüzyılın düşünürü 100 YAŞINDA
Erkek gölgesinde hayatlar
'Dindar bir aileden geliyorum'
Düşmanını tanı
'Yaşayan Edebiyat Anıtı The British Library'ye girdik'
Londra Edebiyat Festivali'nde bu sene yıldızlar geçidi yaşanıyor
Amy Winehouse Cambridge'e sızdı!
Benim adım Faulks, SEBASTIAN FAULKS...
Kitap dünyasını değiştiren 10 BÜYÜK OLAY
Şairin hayatı şiirine dahildir