18 Temmuz 2008
         

İlişkili haberler
Kapakların yaratıcıları işin sırrını anlattı

Ciddiyet, tutarlılık, yaratıcılık

18 Temmuz 2008

Bizde Cumhuriyet, veya Amerikalıların Paris'te hazırlayıp Avrupa'da sattıkları International Herald Tribune gibi gazeteleri düşünün. Tasarımları benzer bir ciddiyetle 'yapılmış ve yıllarca muhafaza edilmiş' bu yayın organlarını elimize aldığımızda bizi tasarımla ilgili bir sürprizin beklemediğini biliriz. Onlar hakkında sevdiğimiz şey de zaten budur. Aynı durum mesela çok özel bir yayın çizgisi olan Ayrıntı Yayınları için de geçerlidir. Tıpkı Can Yayınları'nın kapakları gibi onlarda da kapağın genel anlayışı sürprizlerden olabildiğince uzaktır, okuyucu neyin nerede olacağını baştan bilir. Bu tür kapak anlayışı tamamlayan bir diğer unsur da arka kapak yazıları olsa gerek. Aynı kişi tarafından yazılmış gibi duran arka kapak yazıları, kitabın tıpkı yayınevinin diğer kitapları gibi bir ortak anlayışın ürünü olarak seçilip bu diziye alındığını anlatır. Bu tür bir anlayışı benimsememiş olan yayınevlerininkine göre bu ne kadar da değişik bir tercih! Daha Anglosakson diyebileceğimiz ve bizde Doğan Kitap ve Everest'in çok başarılı uyguladığı yayıncılık anlayışı, kitapları birer ürün olarak bize sunuyor. Bir edebi zevkin, siyasi görüşün veya estetik beğeninin merkezinde yer aldığı bir yayıncılık anlayışı değil bu. Kitapların kapakları da zaten tam bu duruma tanıklık ediyor: Her kapak bir film afişi gibi düşünülmüş. Bu konuda yayın dünyamızın hemen anılması gereken iki önemli tasarımcısından biri asıl işi reklamcılık olan Hakkı Mısırlıoğlu, diğeri ise Utku Lomlu. İletişim Yayınları'nın tarihindeki en önemli iki yayıncılık olayından birinde, Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı'sında kitabın iç tasarımı, kullanılan yazı tipleri, reklamları ve kapağı tam bir uyum gösteriyordu. Günümüzden bir kadın figürü, Osmanlı minyatürlerinden alınmış at ve âşık figürleri kitabın anlayışına uygun biçimde düzenlenmiş, aynı tasarım billboard'larda da kullanılmıştı. Daha sonra gelen Kar'da Mısırlıoğlu dörde böldüğü kapağa Orhan Pamuk'un bir Kars sokağında karlı bir manzarada yürürkenki fotoğraflarını koymuş ve bu hareketin bir parçası olarak da romanın adını ve yazarını yazmıştı. Arka kapaktaki New York Times gibi yayın organlarından alınmış tanıtım yazılarıyla birlikte bir bütün olarak kitap mükemmel bir ürün veya başka bir açıdan bakacak olursak, kitlelere sunulmuş kendi kendine yeten bir sanat eseriydi. Utku Lomlu bu yayıncılık anlayışını sürdüren çok başarılı Everest Yayınları kapaklarında, daha önce anılan yayınevlerinin aksine, okuyucuyu her seferinde şaşırtmayı başarıyor. Her kitabın ruhunu yansıtan bir görsel numara, oyun, buluş sayesinde bu romanlar ve deneme kitaplarının yazarları kendilerine iyi birer yardımcı da bulmuş oluyor. Ama bir yandan da bu gösterişli kapakların kitapların da önüne geçtiği söylenebilir. Bir kitaptan geriye insanın aklında öncelikle kapağın kalması, tasarımcının başarısı olduğu kadar okurlar olarak bizim başarısızlığımız da. Okuduğumuz on binlerce kelime bir şekilde bir kapağa indirgeniyor. Adı üstünde, açmakla ilgili değil, kapamakla ilgili bir kavram, kapak: Kitabı kapattığımızda, onunla işimiz bittiğinde gördüğümüz şey. Bu konuda bir yazı yazacağımı söylediğim arkadaşlarıma kapaklar konusunda ne düşündüklerini sordum. Entelektüel bir dostum kapaklardan nefret ettiğini, hatta bazı kitapların kapaklarını yırtıp atmayı tercih ettiğini söyledi. Bir başkası ise kapağı kötü bir kitabı içinde muhtemelen barındıracağı yazım hataları ve teknik sorunlar yüzünden okumaktan daha en baştan vazgeçeceğini söyleyecek denli konuyu önemsiyordu. Müzikle yatıp kalkan ağabeyim, bu dünyadan bir örnek verip, artık albüm anlayışı zayıflayıp şarkılar MP3 formatında el değiştirse de insanların hala albüm kapaklarını internetten bulup şarkılara iliştirdiğini, kapaksız yapamadıklarını söyledi. Kitaplar bir gün fiziksel olarak yok olup sayısal ortama geçse dahi internette mutlaka kapaklarıyla var olacaklarmış.

KİTAPLAR ÖLSE DE KAPAKLAR ÖLMEZ
Fransız edebiyatına meraklı bir başka arkadaşım ise bana François Rabelais'nin şu sözlerini hatırlattı: "Gargantua ve Pantagruel gibi kitaplarımın eğlenceli isimlerine bakan aziz dostlarım ve bir sürü boş zamanı olan başka şapşallar, yazdığım kitapların saçma sapan olaylar ve tatlı yalanlarla dolu, tek amacı da alay etmek olan eserler olmadıklarını görebilirler. Kitaplarımın sırf isimlerinin bile şakalara yol açtığı, insanları güldürdüğü ortadadır. Lakin bir yazarı değerlendirirken bu denli yüzeysel olmaya da hiç gerek yok. Bir keşişe bakarken giydiği kıyafete göre değerlendirmezsiniz o adamı, değil mi? Aynı şekilde üzerlerinde keşiş kıyafetleri olan ne adamlar gördük ki dinle imanla bir alakaları olsun. Veya İspanyol şapkaları takmış bazı tipler yok mudur ki içlerinde İspanyolların o meşhur cesaretinden en ufak bir parça olmasın? İşte tam da bu yüzden kapağına takılmaktansa bir kitabı hakikaten açıp içinde neler yazdığını uzun boylu tartmak önemlidir diyorum." Burada arkadaşımın ve Rabelais'nin tespiti ve uyarısı oldukça yerinde. Kapaklar, sayfalarını bir arada tuttukları kitapların gerçek içeriğini bizden gizlemek için de pekâlâ kullanılabilirler. On dokuzuncu yüzyılın ortalarından önce kitap kapakları genellikle deriden yapılır, basımı meşakkatli ve pahalı kitap sayfalarını itibarla koruyan bir işlevi olurdu kapakların. Ama on dokuzuncu yüzyılda düşük maliyetli kitapların bu şekilde işçilere ve halkın daha geniş kesimlerine ulaşmasıyla kapaklar artık kartondan yapılır oldu. Aynı dönemde fotoğraf röprodüksiyonlarının artışının yarattığı büyük kültürel değişim, reklamcılığın doğuşu ve yükselişiyle kitap kapaklarının Rabelais'nin bahsettiği yanıltıcı, aldatıcı kullanımı da yaygınlaştı. Artık sayfaları muhafaza eden değil, onları satmaya çalışan bir işlevi olan bu vitrin şimdi yayıncıların bütün maharetlerini sergileyecekleri alana dönüşmüştü. Biz hâlâ bu çağda, popüler kültür ve kitlesel üretim çağında yaşıyoruz. Ama farkımız muhtemelen şu: Hayatın anlamsızlığını kanıtlayan onca olay ve yaşantı arasında heyecan verici bir kitap kapağı bize yeni bir macera, yeni bir duygu yaşatacak bir dünyaya çıkarılmış davetiyedir. Zaten kitaplarla ilişkimizin ilk boyutu da gerçekte olmayan bir dünyayı varmış gibi hayal etmek değil mi? Kapakların yalanlarla dolu da olsa yaptıkları davet, onları böyle büyüleyici kılan özellikleri aynı zamanda. Kitap kurtları bu tür davetiyelere karşı koyamadıkları için, kitap kapaklarının dayanılmaz cazibesine kapılmadan edemedikleri için zaten kitap kurdu olurlar.

Diğer Kitap Haberleri
'Futbolistas': Futbol ve Latin Amerika
Nedenselliğin kültürel tarihi
Kapak sanatı, kendine ait odalar
Test: Futbol ve edebiyat
Asmalımescit, House Cafe
Babaya isyan etmekle başlar her şey
Yaz, çocuk kitaplarıyla daha da güzel geçer!
Amerikalıların orta doğulu yazar ilgisi
Kurşuni bakışların altında
Kaos GL'de Ten ve Tutku
Prangaları bile eriten acılara direniş dizeleri
İhanetin kalpteki soğuk nefesi
Sürüye ait olmanın dayanılmaz hafifliği
Kitap kapakları
Şişman Sindirella
Limuzinin karanlık camlarının ardında
James Joyce'un sonsuz günü: Bloomsday
Zadie Smith'in yazarlık 10 sırrı
Kitabımın kahramanının adı... Josef Stalin
Notting Hill'deki o büyüleyici kitapçı
Cinsellik erkeklerin ortak savaş alanı
Gerçekler acıtır
Dostluk'un Kitabı
En Kapsamlı Dama Kitabı
"Model Entelektüel" Türkiye'de gündemde
'Kötü filmlerin edebi faydaları!
Dikkat: Semenderlerin istilası başlıyor!
Feyyaz Kayacan’ın tek romanı Çocuktaki Bahçe
Yeraltından bir roman: Keş
Yaşama dair bir kitap
'Engellere Rağmen' ödül aldı
Limon ile Zeytin define avında
Yağmurdan Önce
Şiir Gözlü Çocuk
2010'un hafızasını sorgulayıcı iki kitap
Eski Sokak
Ayaan Hirsi Ali'den "Kafir"
99 Sayfada Boşanmış Ailelerde Çocuk
Üvercinka 50. Yılında…
Entelektüeller ve Eylem
Karanlıkta Kaybolanlar
Ben Bu Filmde Kadri Karahan’ı Oynuyorum
Büyük Yapıt
Teftişten Teftişe Anadolu
"Toplu Şiirler. " (1976-2005)
"Parola Zehir"
Yaz sıcağında Bella'nın Ölümü
Fantezi Edebiyatının Son Noktasındaki İfritler
Sitt Marie-Rose
Bir kısa film çek, Potemkin gibi olsun
Cyril Mango’nun Gözünden Bizans
Bu yaz en çok yapmak istediğimiz şey
Çağdaş bir engizisyon masalı
Ian McEwan'ın SIRRI NE?
Hiç sevinmeyin, çünkü Büyük Birader ölmedi
Edebiyat dünyamıza Kritik bir haber
Sen Türkiye'nin kim olduğunu biliyor musun ey okuyucum?
Demir Ökçe 100 yaşında
Bir okuyucu klasik kitap okursa...
Sanat kitaplarında yılın en iyileri
Bu Yaz Seni Okuyacağım
Ve Son Olarak Fantastik Meraklılarına...
Yepyeni Yayınevlerini Tanımak İsteyenlere...
Bedenin insanlıkla ÜÇ CİLTLİK İMTİHANI
Bu yazı yazarların evinde geçirin
Yüzyılın düşünürü 100 YAŞINDA
Erkek gölgesinde hayatlar
'Dindar bir aileden geliyorum'
Düşmanını tanı
'Yaşayan Edebiyat Anıtı The British Library'ye girdik'
Londra Edebiyat Festivali'nde bu sene yıldızlar geçidi yaşanıyor
Amy Winehouse Cambridge'e sızdı!
Benim adım Faulks, SEBASTIAN FAULKS...
Kitap dünyasını değiştiren 10 BÜYÜK OLAY
Şairin hayatı şiirine dahildir