18 Temmuz 2008
         

Amerikalıların orta doğulu yazar ilgisi

18 Temmuz 2008

ABD'de Halid Hüseyni ve Orhan Pamuk fırtınası dinmek bilmiyor. Öteki Renkler'in yeni çıkan basımında Amerikalılar kendi yazarlarıyla ilgili yazılar görmekten gayet mutlu. Illinois State Üniversitesi'nde ders veren akademisyen BEYAZIT H. AKMAN bildiriyor .

Amerika'ya 2004'teki gelişimin ilk haftalarında C-SPAN'de hiç de beklemediğim bir programla karşılaşmıştım. Uçurtma Avcısı romanıyla çoksatanlar listesinden aylarca inmeyen Halid Hüseyni ve Nobelli yazarımız Orhan Pamuk, İngilizcesi henüz yayınlanan Benim Adım Kırmızı'sıyla Doğu-Batı üzerine konuşuyorlardı. Afgan kökenli bir Amerikalı olan Halid Hüseyni'nin romanı, doğduğu (ama yetişmediği) Kabul topraklarındaki bir baba-oğul ilişkisi üzerinden, aşırı-dinci Taliban rejimini "aydınlıkçı" Batı'nın modernizmiyle karşılaştırarak işliyordu. Uçurtma Avcısı'nın içeriğine bakıldığında, kitabın popülaritesini anlamak pek de zor değildi. Zira 11 Eylül'ün izleri çok tazeydi ve günah keçisi Afganistan, Amerika'nın çelik kartalları tarafından henüz yerle bir edilmişti. Hüseyni, Amerikalılara tam da ihtiyaçları olan şeyi, vicdanlarını rahatlatan sade bir kurgu vermişti. Demokrasi savaşı sebepsiz değildi.

ÖLÜM KALIM SAVAŞI
Pamuk ise kitabının içeriğinden çok Türkiye'deki düşünce özgürlüğüne yönelik sorulara maruz kalıyordu ve ülkemizde nasıl "ölüm kalım savaşı" verdiğini anlatıyordu. Avrupa Birliği'nden ve Amerika'dan öğrenecek çok şeyimiz vardı... Zaten kitap da, nakkaşların geleneğe aykırı bir kitap yazdıkları için birer birer öldürülmesini anlatmıyor muydu? Batı'nın perspektifini, Doğu'nun minyatürleri üzerine çıkarmak ölümcül bir suç değil miydi? Belki de yüzyıllar sonra payitaht topraklarında pek de bir şey değişmemişti. Üç yıl sonra, bundan üç ay önce Amerika'ya tekrar geldiğimde kaderimizin şaşırtıcı derecedeki paralelliklerle dolu olduğunu bir kere daha düşünüyorum. Devasa bir Barnes & Noble kitabevinden içeri girdiğimde gözüme çarpan ilk kitap, çoksatanların birinci rafındaki Halid Hüseyni'nin yeni kitabı Bin Muhteşem Güneş'i oluyor. Az ötede yeni çıkan karton-kapaklar bölümünde ise onlarca Snow, yani Orhan Pamuk'un Kar'ı sinsice bana bakıyor. Hüseyni'nin son kitabı aylardır New York Times çoksatanlar listesinin birinci sırasında. Yazar, öncekinin aksine bu sefer anne-kız ve kadın-erkek ilişkileri üzerinden Afganistan'da yok sayılan kadın hakları, aşırı dincilik ve aydınlanma konularıyla hedefini tam onikiden tutturuyor. İki kadınlı evlilikler, şeyhlerin iktidar mücadelesi içerisinde şehre yağdırdıkları bombalar kitabın arka planını oluşturuyor. Romanın önemli bir yan konusu ise kadınlara görsel kimlik hakkı tanımayan burka. Pamuk'un tam da bu konu üzerine olan Kar'ı, Hüseyni'ninki kadar popüler olamasa da, romancımızın kitapları her zamankinden çok daha fazla erişilebilir nitelikte. Üç yıl önce Amerika'da Benim Adım Kırmızı belki bir kopya bulunurken bugün her romanından en az ikişer üçer tane, Kar'dan ise onlarca kopya bulunduruluyor. Eskiden Pamuk'tan bihaber olan üniversitedeki pek çok meslektaşım, bugün onun birkaç romanını okumuş durumda. Nobel, fazlasıyla görevini yapmış gibi gözüküyor. Amerikalıların bu romanları neden bu kadar sevdiğini tahmin etmek güç değil. Sokaktaki neredeyse her arabada "Ordularımızı destekleyin" yazan sarı kurdeleli çıkartmalar var. Bir üniversite öğrencisinin tişörtünde ya da dövmeyle kolunda "özgürlük bedava değildir" yazan ve Irak'taki "özgürlük ve demokrasi" mücadelesini desteklediklerini gösteren atıfları rahatlıkla görebiliyorsunuz. Diğer taraftan bu güler yüzlü, zarif insanları da suçlamamak lazım. Çünkü Orta Doğu'da ne gibi planların döndüğünü medya bir türlü tam olarak yansıtmıyor. Sözde 'aydınlık ve karanlığın' (Ne ilginç, Pamuk'un ilk romanının asıl ismi bu), demokrasi ve bağnazlığın savaşına odaklandırılan halk, Hüseyni'nin romanlarındaki hor görülen burkalı kadınları görünce rahatlıyor. Gene burada Pamuk'un hakkını yemeyelim. Pek çok romanında Batı'nın sömürgeci politikalarını görmezden gelen oryantalist şablonlarla yazan Salman Rüşdi gibi yazarların izinden gitse de, Pamuk, romanlarında samimiyetini olabildiğince koruyor. Hele Kar'daki tarafsız duruş yüzünden ne sağcıya ne solcuya, ne aşırı dinciye, ne de aşırı 'laikçiye' yaranabilmiş olması bu yüzdendir. Belki, Hüseyni kadar Amerika'da birinci sıralara çıkamaması da bu yüzdendir... Yazarın Amazon'dan geçtiğimiz aylarda siparişe sunulan Öteki Renkler'i ise istisnaları olmak üzere oldukça olumlu karşılanıyor. Komşu Kanada'nın İngilizce gazetelerinden Globe and Mail'deki yazısında Claire Berlinski, Pamuk'un "Doğu ve Batı arasında sıkışıp kalma" temasını artık aşırı kullandığını belirtiyor ve onu "numaracılık"la itham ediyor. Diğer taraftan Beyaz Kale yıllarından beri Pamuk'a arka çıkan New York Times'daki Pico Iyer imzalı yazıda, yazarın "lirik, hassas, derin ve insani" samimiyetine vurgu yapılarak, yazarın artık hem Doğu hem de Batı tarafından sahiplenilebileceğine değiniliyor.

EDEBKANDAŞLIK REHBERİ
Kitabın ilgiyle karşılanmasında elbette Nobel'den sonra oluşan merakın da rolü büyük. Zira bana göre kitap şu ana kadar Orhan Pamuk hakkında (hayatı, edebi ve biraz da siyasi yolculuğu üzerine) bizzat yazarın kendi yazı ve söyleşilerinden oluşmuş elimizdeki en yetkin ve kapsamlı kaynak. Yeni Dünya da elbette merak ediyor, kimdir bu Türk, diye... Yıllar önce Pamuk'un kitaplarını okurken benim de adeta bir rehber kitap olarak kullandığım Öteki Renkler'de yazarın edebi kandaşlarını da tanımak mümkün. Amerikalılar Pamuk'un kimselere değişmeyeceği Dostoyevski, Borges, Proust gibi isimler kadar sık olmasa da, kendi Hemingway ve Faulkner'larını da gördüklerinde mutlu olacaklardır. Her fırsatta ilk amacının güzel romanlar yazmak olduğunu ileri süren Pamuk'un son yıllarda hep siyasi tartışmalarla buralarda anıldığını düşündüğümüzde bu kitap yazarı tekrar edebiyat merkezli konuşmaların da gündemine çeker diye umuyorum. Fakat böylesi bir endişe de belki yersiz; kitaptaki uzun hikaye Pencereden Bakmak gibi, edebiyattan konuşup da siyaseti düşünmemek, Pamuk'un Cihangir'deki evinin penceresinden Boğaz'a bakıp da yakın tarihi yargılamamak mümkün mü? Yeter ki pencereden bakarken şablonlara ve basmakalıp imgelere takılıp kalınmasın.

Diğer Kitap Haberleri
'Futbolistas': Futbol ve Latin Amerika
Nedenselliğin kültürel tarihi
Kapak sanatı, kendine ait odalar
Test: Futbol ve edebiyat
Asmalımescit, House Cafe
Babaya isyan etmekle başlar her şey
Yaz, çocuk kitaplarıyla daha da güzel geçer!
Kurşuni bakışların altında
Kaos GL'de Ten ve Tutku
Prangaları bile eriten acılara direniş dizeleri
İhanetin kalpteki soğuk nefesi
Sürüye ait olmanın dayanılmaz hafifliği
Ciddiyet, tutarlılık, yaratıcılık
Kitap kapakları
Şişman Sindirella
Limuzinin karanlık camlarının ardında
James Joyce'un sonsuz günü: Bloomsday
Zadie Smith'in yazarlık 10 sırrı
Kitabımın kahramanının adı... Josef Stalin
Notting Hill'deki o büyüleyici kitapçı
Cinsellik erkeklerin ortak savaş alanı
Gerçekler acıtır
Dostluk'un Kitabı
En Kapsamlı Dama Kitabı
"Model Entelektüel" Türkiye'de gündemde
'Kötü filmlerin edebi faydaları!
Dikkat: Semenderlerin istilası başlıyor!
Feyyaz Kayacan’ın tek romanı Çocuktaki Bahçe
Yeraltından bir roman: Keş
Yaşama dair bir kitap
'Engellere Rağmen' ödül aldı
Limon ile Zeytin define avında
Yağmurdan Önce
Şiir Gözlü Çocuk
2010'un hafızasını sorgulayıcı iki kitap
Eski Sokak
Ayaan Hirsi Ali'den "Kafir"
99 Sayfada Boşanmış Ailelerde Çocuk
Üvercinka 50. Yılında…
Entelektüeller ve Eylem
Karanlıkta Kaybolanlar
Ben Bu Filmde Kadri Karahan’ı Oynuyorum
Büyük Yapıt
Teftişten Teftişe Anadolu
"Toplu Şiirler. " (1976-2005)
"Parola Zehir"
Yaz sıcağında Bella'nın Ölümü
Fantezi Edebiyatının Son Noktasındaki İfritler
Sitt Marie-Rose
Bir kısa film çek, Potemkin gibi olsun
Cyril Mango’nun Gözünden Bizans
Bu yaz en çok yapmak istediğimiz şey
Çağdaş bir engizisyon masalı
Ian McEwan'ın SIRRI NE?
Hiç sevinmeyin, çünkü Büyük Birader ölmedi
Edebiyat dünyamıza Kritik bir haber
Sen Türkiye'nin kim olduğunu biliyor musun ey okuyucum?
Demir Ökçe 100 yaşında
Bir okuyucu klasik kitap okursa...
Sanat kitaplarında yılın en iyileri
Bu Yaz Seni Okuyacağım
Ve Son Olarak Fantastik Meraklılarına...
Yepyeni Yayınevlerini Tanımak İsteyenlere...
Bedenin insanlıkla ÜÇ CİLTLİK İMTİHANI
Bu yazı yazarların evinde geçirin
Yüzyılın düşünürü 100 YAŞINDA
Erkek gölgesinde hayatlar
'Dindar bir aileden geliyorum'
Düşmanını tanı
'Yaşayan Edebiyat Anıtı The British Library'ye girdik'
Londra Edebiyat Festivali'nde bu sene yıldızlar geçidi yaşanıyor
Amy Winehouse Cambridge'e sızdı!
Benim adım Faulks, SEBASTIAN FAULKS...
Kitap dünyasını değiştiren 10 BÜYÜK OLAY
Şairin hayatı şiirine dahildir