17 Eylül 2008
         

Kültürel eser gibi anektodlar

17 Eylül 2008

Ahlatlı yazar Mehmet Nevzat Kürüm'ün kitabı İstanbul Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından kültürel eser olarak kabul edilmiş. Yazarın kendi hayatından deneyimler ve anekdotlar anlattığı kitap, yazarın insanlığa önerileri şeklinde yorumlanabilir. Kitabı yazma gerekçesini "Kafanızdaki insan beyni durdukça sizler dünyaya lazım ve yanlışlarından sorumlusunuz. Ülkeniz ileri çağları sizinle yakalayacak ve sürekli aşacaktır," diye açıklayan yazar bazen trajik, bazen komik unsurların öne çıktığı hatıralarında oldukça öğretici bir üslup kullanmış. İşte onlardan biri: "Bir gün çığların Zap Deresi'ni kapattığı, Hakkari'yi Zap suyunun basacağı haberi hızla yayıldı. Vilayet ayaklandı, herkesin tek düşüncesi, bu tehlikeyi nasıl atlatabilecekleriydi. Gerçekten de Hakkari su baskınına çok uygun bir çanak gibiydi. Bu endişeler hızla büyürken bazı kimselerin etkilenmemeleri, yüzme biliyorsanız ne korkuyorsunuz gibi ifadelerile gülümsemelerinin ne anlamı olabilirdi? Bu arada tehlikenin boyutu ve zamanın tesbiti ile bir keşif ekibinin kurulması zarureti gibi her kafadan üretilen seslerin artık herkesteki telaşı artırması gerekirken, gülenlerin artması çok garipti. Evet, bu gülmelerin ardındaki gerçek öğrenildiğinde herkes güldü ama şok yaşayanların sayısı da çok fazlaydı. Bu 1 Nisan şakasıydı. Hadi buyurun, vilayetteki öfkeyi bir seyredin." (M.H.)

"Paşalar tavan arasında toplanmış," diye başlıyor İşgüzel'in Resmigeçit'i. Son 30 yılın politik tarihini anlattığı romanında, halktan gizlenen tarihleri, siyasetçilerden başka duyanın kurşuna dizildiği devlet sırlarını ve ülkesinin pisliğini yutup yutup içinde tutan siyasetçileri ele alıyor. Yazarın 'Ülkemizin bir döneminde yeryüzüne indirilmiş cehennemler' olarak adlandırdığı Diyarbakır, Mamak, Metris Cezaevlerindeki insanlık dışı görüntüler de var Resmigeçit'te. 12 Eylül'ün aktörleriyle darbe mağdurlarını buluşturduğu romanında İşigüzel'in kitabından yansıyan en gerçek duygu ise şu: Darbelere, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı nefrete varan bir öfke. (Müjgân Halis)

Yazıyı sığınak bilen bir kadın, bir yazar Virginia Woolf. Hayatın keskin ısırmalarından kaçarak edebiyata sığınan ve hayata ancak böyle katlanabilen bir kalem. Bütünüyle 'yazı' olan hayatı ise Danel Jones tarafından yazarlık dersine dönüştürülmüş. Kitapta Woolf bir sınıfta yazarlık dersi veren bir öğretmen olarak kurgulanmış. Zaman zaman iyi bir şiirin nasıl olması gerektiğini, zaman zaman bir romanın nasıl yazılabileceğini, iyi bir yazar olmanın gereklerini anlatıyor. Romansı bir kurguyla yazılan kitap, kendisi de bir öğretmen olan yazarın bir ders sırasında aklına gelmiş: "Yazarlık dersi için öğrencilerimin ilgisini çekecek türden konular bulup çıkarıyordum ki, birden Virginia Woolf'un kürsü ardında ders anlatan zarif imgesi gözümün önünde belirdi. Üzerinde eskimiş eflatun bir elbise, parmaklarında mor mürekkep lekeleri vardı. Kürsüye yaslanmış, o meşhur kalın, müzikli ses tonuyla heyecanla sesleniyordu sınıfa: 'Demek yazmak istiyorsunuz.' Woolf'un yazarlık dersi verdiğini kurguladım kafamda. Kimi diyaloglarda birebir onun cümlelerini kullandım ve tırnak içine aldım. Bu alıntılar kendisinin mektuplarından, makalelerinden, günlüklerinden ve romanlarından geliyorlar. Farklı kitapların farklı bölümlerinden yaptığım alıntıları birleştirirken akıcılığı korumak adına bazı eklemeler yapmak zorunda kaldım." (M.H.)

2006'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 'Arzın Merkezinde Buluşmalar' adlı konferası için İstanbul'a gelen yazarın dilimize çevrilen ikinci kitabı Tuna Boyunca. Daha önce El Yordamıyla adlı kitabıyla tanıdığımız yazar, Tuna Nehri boyunca yaptığı gezinin izlerini geçirmiş kitabına. Nehrin geçtiği ülkelerdeki çeşitliliğe ve görkeme bir güzelleme olarak nitelendirilen kitap, Tuna'nın kaynağından başlayarak bu efsane nehri ve içinden geçtiği ülkeleri her yönüyle ele almış. Magris'e göre Tuna kadar söylencelere konu olan, yazarları ve şairleri etkileyen, ülkelerin tarihlerinin bir parçası olan başka bir nehir yok. (M.H.)

Şimdiye kadar Arnavutköy, Galata, Karaköy, Haliç, Yeniköy, Tarabya gibi semtlerin geçmişten bugüne öykülerini kitaplaştıran Orhan Türker, bu kez Kadıköy'ü anlatıyor. Kitapta, İstanbul'un bu büyük ilçesinin tarihi M.Ö. 685'te, Marmara'nın doğu kıyılarına ulaşan Megaralı bir grubun ilk Megara kolonisini Halkidona'da oluşturmalarına kadar gidiyor. Ayrıca 1914 yılı İstanbul telefon rehberi kayıtları arasında kimler olduğunu veya 1961'de Yeldeğirmeni Ayios Yeorgos Kilisesi'ne kayıtlı 143 Rum ailesini merak edenlerin ilgisini çekecek bir kitap. Hikâyelere pek çok siyah-beyaz fotoğrafın eşlik ettiğini de ekleyelim. (Ece Koçal)

Kadınların aklına başına getirmek ve finansal anlamda bağımsızlıklarını kazanmalarına yardımcı olmaları için yazılmış bir kitap, Zengin Kadın. En azından yazarı Kim Kiyosaki öyle diyor. Kitabın kapağında yer alan bizzat kendi fotoğrafına bakınca da, "Bu kitabı okursanız, siz de böyle pırlanta küpe ve kolyeli, sarışın, genç, havalı bir kadın olur, böyle mutlulukla gülümsersiniz," demek istiyor herhalde, diye düşünüyorsunuz ister istemez. Aynı zamanda, finansal konularda kişisel gelişim kitapları yazan bir başka başarılı yazar Richard Kiyosaki'nin eşi olan Kim Kiyosaki, kendini sıfırdan yaratan ve yatırımcılık kariyeri sonucunda kısa zamanda müthiş zengin olan, hırslı ve başarılı bir kadın. Onu en çok kızdıran şey ise kadınların finans konularında cesaretsiz davranıp, yanlış karar vermeleri ve kendilerini kocalarının ellerine teslim etmeleriymiş. Kiyosaki kitabını; "Evet, bu kitap kadınlar ve yatırımcılık ile ilgilidir, ama aslında bundan çok fazlasını içermektedir. Kadınların kendi hayatlarının kontrolünü ellerine almaları konusunda yazılmıştır. İnsanlık onuru ile ilgilidir. Özsaygı ile ilgilidir," diyerek tanımlıyor. (Elif Tanrıyar)

Boylarının ölçüsüne bakmadan büyük hayaller kurup başaranların hikayesini anlatan kitapta kamuoyunun tanıdığı birçok isim var: Çerkeş'ten gelip üç kişiyle kurduğu şirketi 3 bin kişiye çıkaran Aynur Bektaş, bin bir zorluğu yenip doğduğu şehre 100'den fazla tesis kurup bağışlayan Bolulu İzzet Baysal, bir gün birinden dayak yiyince dünyaya dövüş sanatını öğreten Bruce Lee, babası bisiklet tamircisi olan dünya motosiklet şampiyonu Kenan Sofuoğlu ve markalaşan kuaför Mahmut Ebil'in hikâyesi bunlardan sadece birkaçı. Başarı öyküleri okumayı seven ve başarmak için motivasyon arayanlar için birebir bir kitap. (M.H.)

20. yüzyılın başlarında, Amerika'nın orta büyüklükte kentlerinden birinin 'cemiyet hayatı' içinde yaşayan genç bir kadın, çok sevdiği iki insanın isteğiyle John Grier Yetimler Yurdu'nun yöneticiliğini üstlenir. O andan başlayarak gözü hayatın gerçekliğine açılır; hayatı tamamen değişmektedir. Sallie özbenliğinin, içindeki gizil gücün ayırtına varır. İç çelişkileri, tutarsızlıkları, duygusal gelgitlerinin ardından bağımsız bir birey olmayı, kendi iç sesine kulak vermeyi seçer. Büyük Amerikan yazarı Mark Twain'in ikinci kuşaktan yeğeni olan ve trajik bir biçimde en olgun çağında, bir kız çocuğu dünyaya getirdiğinin ertesi günü, daha 40 yaşını doldurmadan hayata gözlerini yuman Jean Webster'ın son başyapıtı Sevgili Düşmanım, insana iyimserlik aşılayan, sürükleyici bir roman olman. Bunun yanı sıra kadın-erkek ilişkileri, kadının her alanda özgürlüğü, liderlik, pedagoji, kalıtım ve çevre gibi konularda çığır açmış öncü düşüncelerin izdüşümlerini içeriyor. Yayınlanmasının ardından ABD'de yetimhanelerin iyileştirilmesi konusunda uyarıcı bir işlev görmek gibi tarihi bir öneme ve başarıya da sahip! Belki Türkiye'de de benzer bir etki yaratır... (E.T.)

Dünyanın en çok satan, romantik kitap yazarlarından Danielle Steel, bizde de çok seviliyor. Yüreğini Dinle adlı son romanı da eminiz çok beğenilecek, çünkü Steel bu tür romanlarda garantisi başarılı olan bir formülü uygulamış. Hayatını yeniden kurmak isteyen kadın, Paris ve Fransız erkek üçlemesi... Yüreğini Dinle'de Steel, efsaneleşmiş sinema ve tiyatro oyuncusu, 50 yaşındaki Carole Barber'ın hikâyesini anlatıyor. Carole, kaybettiği ikinci kocasının ardından şimdi ilk romanını yazmaktadır. Ama çok geçmeden tıkanır; kendisiyle ve geçmişiyle yüzleşmeden romana devam edemeyeceğini anlar ve bir zamanlar üç yıla yakın yaşadığı Paris'e gider. Ne var ki orada sorularına cevap ararken, daha Paris'teki ilk gecesinde bir terörist saldırı sırasında kötü yaralanır ve hafızasını yitirir. Ritz Oteli ünlü konuğunun nereye kaybolduğunu araştırırken, tüm dünyayla birlikte ailesi de onun bir hastanede yaşam mücadelesi vermekte olduğunu dehşetle öğrenir. Onun yanına koşanların arasında çocuklarının yanı sıra onu bir zamanlar sevmiş ve unutmamış bir erkek de vardır. Carole yavaş yavaş kendine gelir, ancak hiçbir şey hatırlamamaktadır. Artık kendi yaşamını başkalarının ağzından yeniden öğrenmesi gerekecektir. Böylece Carole Barber, yakınlarının ve onu ziyarete gelen esrarengiz Fransız erkeğin yardımlarıyla cesur bir yolculuğa koyulur. Yüreğini dinleyip kaybettiği gizli bir aşka yeniden kavuşmak ve hüzünleri arkada bırakıp, sapasağlam durmak için şimdi bir şansı daha vardır. Danielle Steel, ikinci bir şans, yazarlık ve annelik gibi temalara da yer verdiği Yüreğini Dinle'yi altı yaşında kaybettiği annesine adamış. Kitabın başında ise Tao Te Çing'den bir alıntı yer alıyor: "Sen bütünlenirsen, her şey sana gelir." (E.T.)

Türkiye'nin önemli meselelerinden biri olan başörtüsü sorunu, son 30 yılda iyice çözümsüz hale geldi. Ülke başörtüsü etrafında adeta ikiye bölündü. Ama bu sorun aslında 12 Eylül 1980 ihtilali ile başlayan ve bugüne kadar gelen bir sürecin devamı. Başörtüsü sorunu laiklik sorunu ile hep aynı düzlemde ele alındı. Laiklik sorunu bir türlü çözülemediği gibi, başörtüsü sorunu da çözülemedi, çözülemiyor. Elisabeth Özdalga bilimsel ciddiyete sahip, objektifliği ile tanınan bir akademisyen, içimizden biri. Yazarın amacı, haksızlığa uğrayan toplumsal bir kesimin derdini anlatıp daha iyi anlaşılır olmalarına katkıda bulunmak. Yazar sorunu 100 yıl gerilere kadar götürüyor ve başörtüsü ekseninde Türkiye'nin genel bir panoramasını da çıkarıyor. Özdalga, başörtüsü sorununu otoriter devlet yapısından demokratik devlet yapısına tam geçişin sağlanamamasına bağlıyor. Daha demokratik bir devlet yapısının bu sorunu çözeceğine inanıyor. Eserin orijinali İngilizce olarak basıldı. Ne yazık ki, Türkçeye çevirisi çok sonraları ve yazarın izni alınmaksızın korsan olarak basıldı. Ufuk Kitapları'nın bu yayını, yazarın izni dahilinde. (M.H.)

Diğer Kitap Haberleri
Müge İplikçi'den Kafdağı
Mevlana'nın rubaileri 22 yılda İngilizceye çevrildi
David Foster Wallace (1962-2008)
Yer: New York. Tarih: 10 Mart 2008. Ortam: Orhan Pamuk masumiyet müzesi'nin son bölümlerini yazıyor...
Bu rüzgâr hiç geçmez
İlhan Berk, bir dil zanaatkârı
İngilizlerin en önemli kitap ödülü booker 40 yaşında!
Berlin'de Frankfurt hazırlıkları
Obama'nın rüyaları ve umutları gerçek olacak mı?
Harry Potter sözlüğüne yargıdan izin çıkmadı
Tartışmalı kitap İngiltere'de basılacak
Salman Rüşdi bu kez yeterince iyi değil
Londralı dediğin trende Anna Karenina okur
Bulmaca: Çin Ve Edebiyat II
Cihangir, İstanbul
İstanbul'un merkezinde acil kitap servisi
Kafdağı'nın ardındaki
Paul Auster'ın Karanlıktaki Adamı
Soğanı Soymak: Grass annesinin ölümünü anlatıyor
Kafiyelesek de mi saklasak, kafiyelemesek de mi saklasak?
Pamuk mekânları
Pamuk hakkında bilmediğiniz beş şey
Nâzım Hikmet’ten yeni bir kitap
Pamuk'tan SABAH Kitap'a 'özel'
Türkiye'ye damga vuranlar Alper Görmüş'ün "eline" düştü
'Sonsuz Jest'in yenilikçi yazarı aniden veda etti
Nâzım Hikmet'in hapislik defterleri 'tahliye edildi' ve kitap haline geldi
Red Kit'in maceraları devam ediyor: Kervana Hücum
Alaaddin'in geveze su boruları
Günlükler 1966-1971
Oryantalizme Farklı Bir Bakış…
Yıl 1829, yer Erzurum, yazar Puşkin
90'lı Yıllarda Türkiye'de Çağdaş Sanat
Ünlü Oryantalist Ressam Fausto Zonaro'nun Hatıratı
Yeniden ''Rüzgar Gibi Geçti''
Ahtapotlar dile geldi
Doğan Kardeş'in 8. sayısı yayımlandı
Oktay Rifat Kitap-lık'ta
Şizofrenlerin dünyasından öyküler
12 yaşındaki Çinli kızın romanı
Oktay Rifat Kitap-lık'ta
Adil Maviş'ten Son sigaram
Ahtapotlar dile geldi…
Çocuklara hikaye kitabı okuyacak
Türk şiiri "İkinci Yeni" ustasını kaybetti
Osmanlı Mahkeme Sicilleri’nin İzinde…
90’lı Yıllarda Türkiye’de Çağdaş Sanat
Eczacıbaşı sanat ansiklopedisi yenilendi!
'Sir' Bond anılarını kitap yaptı
Orhan Pamuk'un son romanı bir aşk masalı
Canlı gıdalar ile gelen sağlık
Körlük'ten sonra Görmek zamanı
Ünlü Alman grup Parkorman'da!
Yaz defterini kapatma zamanı
Beyazıt, İstanbul
Claude Schopp
Yeraltı dünyasına yolculuk
Çocuklara dedektiflik ruhu aşılanır!
Yarım asırlık İtalyan Leopar'ı
Madam Sousatzka'nın harikalar evi
Farklı bir Çin yemeği
İngiliz manzarası ve kötülük dolu bir adam
Sıradan bir günden kesişen insan manzaraları
Devrimci broşürler geri döndü
Londra'da bir hayat okulu
En çok satan vampir
Bir kitap okudum ve... Bütün hayallerim yıkıldı
Bir 'kâfir'in maceraları
Ailemin ölümünden sonra hiç yas tutmadım
"Ahmet Ümit kendini yazar zannediyor..."
Hiçbir şeyden çekmediler, TCK'dan çektikleri kadar
John Berger'ın yeni kitabındaki mektuplar, tutsaklığı anlatıyor
İnternet rafları arasında kedi fare oyunu
Tanrıların yiyeceği
Anne ve babası 2 parmağında